Haber,sohbet,sağlık,hikaye,MSC

Sedir Ağacı Fan Sedir Ağacı Fan
@sedir-agaci | 5 Jun 17 - 22:29

Kuantum bilgisayarda anlayamadığım neydi.?

Klasik bilgisayarda bana ilk öğretilen şey 0 ve 1 di.

Hocamız tahtaya 2 küçük kutu çizmişti. Kutuda elektrik yükü varsa bilgisayar buna bit diyor ve elektrik var anlamında 1 ile gösteriliyor.
Kutuda elektrik yükü yoksa 0 ile gösteriliyyor. her bir kutuya bit deniyor. 8 kutu yanyana gelince byte deniyor. İçindeki elektrik yüklerine görede karakterleri oluşturuyorlar.

Kutuda elektrik var yada yok. sıfır yada bir.
Tüm elektronik dünyası buna dayanıyor.

Bunu kafanda canlandırabiliyorsun. Okuyucu kafa hücreye geliyor ve içinde elektrik yükü olup olmadığına bakıyor.

Ama kuantum bilgisayarında söylenen mantık, hücrede aynı anda hem sıfır hem bir var.
Bu mantığı işleme nasıl dökersin kafana yerleştiremiyorsun. Okuyucu kafa oraya geldiğinde cevabı hem var hem yok diye döndürse, bu cevap ne işe yarayacak. Kutuya hiç gitme daha iyi...

Tabi teknolojinin geldiği nokta aklıma hayalime sığmıyor.
Eskiden kutu diye bize anlatılan gözle görülebilen transistörlerdi. Okuyucu kafanın transistör üzerine gelip okuması yada ayzmasını kafamda canlandırabiliyordum.

Şimdi elektron ları okuyup yazıyorlar. fiziksel olarak göremediğin bir atomun, hiç göremediğin sadece deneylerle ispatlayabildiğin bir parçası olan elektronu nasıl okuyup yazıyorsun. Hemde akla hayale gelmeyecek bir hızla...

Hadi bunda mantık karmaşası yok... temelde sıfır ve bir var, elektrik var yada yok.

Ama aynı anda hem var hem yok mantığını işleme nasıl dökersin? teoride tamam, kuantum fiziğini 10 yıldan fazladır okuduğum için bana yabancı değil.
Bunu işleme dökebilmek için, orda da teori değil elle tutulur fiziki değer gerekir. Olasılık olamaz...

Netçede mutlaka bir yerde fiziki bir değer tutacaksın vede bunun temeli de varsayıma değil, orada fiziki değere dayanır. Oda sıfır yada bir olmak zorundadır.

2 gündür araştırdığım konuda buydu ve sonunda bir sonuca ulaştım. Tabi tam olarak her şeyini anlayabilmiş değilim ancak en azından temeli anladım.

Netçede oda sıfır yada bire dayanıyor ancak dolanıklık işin içine girdiğinden bir ölçüde olasılıkta var ama yok da.

Dolanıklık neydi, bir taraftaki maddeyi etkilediğinde diğer taraftaki maddede aynı etkiyi görür.

Bunu nasıl kullanmışlar.
2 adet hücre var, bunlar birbirine kuantum dolanıklığı ile bağlı.
Bir hücreye bir değer girdiğinde, diğer hücrede ne olduğunu ölçmeye gitmene gerek yok.? Çünki dolanıklık ile bağlı. Bu hücredeki değeri bilmen yeterli. Bu hücredeki değer şuysa, bağlı olan diğer hücredeki değerde şudur diye kesin sonuca varabiliyorsun.
Birinci değeri öğrendiğinde ışık hızından daha hızlı yani aynı anda diğer değeri de öğrenmiş oluyorsun.

Sonuçta işlem miktarı yarıya inmiş oluyor. Tek hücrede 2 değeri alabiliyorsun. Hem var hemde yok.

Bu işlemleri foton seviyesinde yapıyorlar... Yani bilinen en küçük parçacık. Hem parçacık hem dalga.

Bit yerine de artık qubit sıfatını kullanıyorlar... Qubit kelimesine alışmakta yarar var.

Tabi bu konuyu daha çok okumam gerekiyor.
İşin temeli bu ama anlayamadığım ve açıklayamadığım kısımlar da var.

Ben iş sayısı yarıya düştü olarak algıladım ancak anlatılanlar iş sayısı teke düşmüş gibi anlatılıyor. yani milyonlarca kat düşmüş gibi... O kısmını henüz çözemedim, ancak çözeceğim tabi ki.!!!

Yoksa pozitif korelasyonumu kast ediyorlar?
Hesap edilen tek bit ise ve tek qubit ise evet iş yarıya düşüyor.

Ancak bit yada qubit sayısı artınca, karesi kadar sonuç ihtimali oluyor.
elindeki bit-qubit sayısı arttıkça, işlem hızı farkı da, karesi ile doğru orantılı olarak katlanarak artıyor.

Örneğin
1 bit demek 1 kutu demek ve 2 sonucu var 0 yada 1,
1 qubit demek 2 kutu demek ve 4 sonucu var.

4 bit demek 4 kutu demek ve 16 farklı ihtimali var.
4 qubit demek 8 kutu demek ve 64 farklı ihtimali var.

Bu şekilde katlanarak gidiyor.

(Yazılma tarihi: 7 Mayıs 2017)

04467

You need to login to comment. LOGIN

If you do not have an account, sign up. REGISTER


Other Shares

Recent Shares







Yukarı